Doktorların Hastayı Reddetme Hakları

Doktorların Hastayı Reddetme Hakkı (Doktorların Hastayı Muayene Etmeme Hakkı)

Doktorun hasta reddetme konusu geçmişten günümüze kadar hep tartışma konusu olmuştur. Bu yönde etik kuralları hazırlanmış ve zamanla bu etik kuralları kanunlarda ve yönetmeliklerde yer edinmeye başlamıştır. Günümüzde sağlık çalışanlarına karşı şiddet olayları artmaya başladığından bu konu artık daha önemli bir hal almaya başlamıştır. Doktorların hastayı reddetme hakları somut duruma göre değişmekte bir diğer ifade ile reddetme hakkı yasalara, etik kurallara ve sağlık sistemine göre değişmektedir. Reddetme hakkının olup olmadığına ilişkin durumlar dört ana başlıkta incelenebilir. Bunlar acil durumlar, hasta-doktor ilişkisinden kaynaklanan durumlar, uygun bakım sağlanamamasından kaynaklanan durumlar ve etik sebeplerden kaynaklanan durumlardır.

Bu durumlara değinilmeden önce doktorların keyfi olarak hastayı reddetme olanaklarının bulunmadığına dikkat çekmek gerekmektedir. Nitekim Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 2. maddesine göre tabip ve diş tabibi; hastanın cinsiyeti, ırkı, milliyeti, dini ve mezhebi, ahlaki düşünceleri, karakter ve şahsiyeti, içtimai seviyesi, mevkii ve siyasi kanaatİ ne olursa olsun, muayene ve tedavi hususunda azami dikkat ve ihtimamı göstermekle mükelleftir. Yine Türk Tabipler Birliği Kanunu’nun 59. maddesinin (g) bendine göre hazırlanmış Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 7.maddesine göre hekim görevlerini her durumda hastaları arasındaki siyasal görüş, sosyal durum, dini inanç, milliyet, etnik köken, ırk, cinsiyet, yaş, toplumsal ve ekonomik durum ve benzeri farklılıkları gözetmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür. Bu duruma aykırılık Türk Tabipler Birliği Disiplin Yönetmeliği’nin 5. maddesinin (j) bendinde düzenlenmiştir buna göre; muayene ve tedavi sırasında hastaların cinsiyet, ırk, milliyet, etnik köken, din ve mezhep, ahlaki ve siyasi düşünce, kişilik, ekonomik ve sosyal durumuna göre ayrıcalıklı uygulama yapmak, geçici olarak meslekten alıkoyma cezasını gerekmektedir ki bu da meslek uygulamasından 15 günden 6 aya kadar süreyle alıkonulma anlamına gelmektedir.

Doktorlar Acil Durumlarda, Hasta-Doktor İlişkisinden, Uygun Bakım Sağlanamamasından, Bulaşıcı Hastalıktan Kaynaklı Hastayı Reddetme Hakları Bulunmaktadır hastayı reddetme halinde doktorun sorumluluğu

Acil Durumlarda Doktor Hastayı Reddedemez

Doktorların hastayı reddedemeyeceği durumlar acil durumlarda hekimin hastaya gitmek zorunda olduğu anlar ve acil durumdaki hastanın hekime geldiği anlardır.

Acil Durumlar

Acil durumlarda hekimin hastaya gitme durumu:

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun o9.01.1991 tarihli kararında acil durumlarda hekimin hastaya gitmek zorunda olduğunu, aksi halde sorumlu tutulacağını ifade etmiştir. İlk yardımı veya acil tedavi mevcut durumdaki koşulların elverdiği ölçüde gerçekleştiren hekim eğer gerekli görürse hastayı bir hastaneye sevk eder. Kısıtlı imkanlardan dolayı gerçekleşen durumlardan hekimin kanuni sorumluluğu söz konusu değildir. Burada dikkat edilmesi gereken husus hekime çağrının kim tarafından yapıldığıdır. Çağrının hastanın yakınları ya da polis, jandarma gibi resmi görevliler  tarafından yapılmış olması gerekir. Haber vermek amacıyla bu sayılanlar dışındaki kişilerin doktora bir hastanın ya da yaralının tehlikede olduğunu söylemesi çağrı sayılmaz. Acil müdahalede bulunulması gereken hastanın bulunduğu bölgeye yakın yerde resmi sıfatlı ve bu işlere bakmakla görevli bir tabip (sağlık ocağı tabibi vb.), sağlık merkezi ya da hastane gibi sağlık kuruluşları varsa, veya daha yakında başka hekimler bulunuyorsa, davet halinde hekim isterse hastaya gidebileceği gibi, yakında bulunan bir hekimin çağrılmasını ya da bir hastaneye götürülmesini de önerebilir.

Acil durumdaki hastanın hekime geldiği durum:

Doktorların acile gelen bir hastayı reddetme gibi bir durumu söz konusu değildir. Dünya Tabipler Birliği’ne göre de Hekimlik Mesleği Etiği Kuralları’na göre de bu durum böyledir. Ayrıca Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 18. maddesine tabip ve diş tabibi, acil yardım, resmi veya insani vazifenin ifası hallerinde acil hastaya bakmak zorundadır. Burada üstünde durulması gereken konu özel hastanelerin de acil hastaya bakmak zorunda olduğudur. İlgili maddede ifade edilen resmi vazifenin icra edildiği durum devlet hastaneleri içindir fakat bu maddeden özel hastanelere gelen acil hastanın reddedilebileceği anlamı çıkarılmamalıdır. Nitekim Özel Hastaneler Yönetmeliği’nin acil hizmetler başlıklı 39. maddesine göre özel hastanelerde, acil sağlık hizmeti verilmesi ve acil vakaların hastanın sağlık güvencesi olup olmadığına veya ödeme gücü bulunup bulunmadığına bakılmaksızın kabul edilmesi ve gerekli tıbbi müdahalenin kayıtsız-şartsız ve gecikmeksizin yapılması zorunludur. Özel hastane, acil olarak gelen hastalara yeterli personeli veya donanımı olmadığı, ilgili birimi veya boş yatağı bulunmadığı, hastanın sağlık güvencesi olmadığı ve benzeri sebepler ile gerekli acil tıbbi müdahaleyi yapmaktan kaçınamaz. Acil servise başvuran hastalara, yoğun bakım hizmeti dâhil olmak üzere gerekli ilk müdahalenin yapılması, tedavinin devamı için gerekiyorsa hastanın yatışı yapılarak tedavisinin ve eğer gelişirse komplikasyonların tedavisinin tamamlanması esastır.

Hususi Hastaneler Kanunu’nun 32. maddesine göre ani bir arıza veya kaza neticesinde müstacelen tedaviye muhtaç olan şahısların hususi hastanelere müracaat veya nakillerinde hastanece derhal acele tedavilerini yapmak mecburidir.

Başka bir hekimin müdahaleyi üstlenmesi durumunda acil hastanın reddedilebileceği gibi durum da söz konusu değildir. Böyle bir durumda bile ilk müdahalenin yapılması gerekmektedir. Hastanın tıbbi durumunun gerektirdiği uzman tabip, tıbbi donanım, müdahale, bakım ve tedavi için gerekli şartların hastanede sağlanamaması durumunda ise, gerekli ilk müdahalenin yapılmış olması kaydıyla, başka bir sağlık kuruluşuna usulüne uygun şekilde sevki sağlanabilir.

Acil Durumlarda Hastayı Reddeden Doktorların Cezai Sorumluluğu Vardır

Bu duruma aykırılık Türk Tabipler Birliği Disiplin Yönetmeliği’nin 5. maddesinin (k) bendinde düzenlenmiştir. Buna göre kendisine başvuran veya çalıştığı kuruma gelen acil hastaların gerekli tıbbi tedavi veya girişimlerini başlatmamak, yapmamak ya da ilgili kuruluşlara sevkini geciktirmek veya yapmamak, geçici olarak meslekten çıkarma cezasını gerektirmektedir.

Hekim acil durumdaki bir hastaya yardım etmezse ve hastanın ölümüne, hastalığının ağırlaşmasına veya hastalığının ağır durumunun sürmesine neden olursa cezai sorumluluğu doğacaktır. (Yüksek Sağlık Şurası 25.2.1970/6324, Yargıtay 4. Ceza Dairesi 28.2.1970, 28.2.1945/1394. 6)

Doktorların Hastayı Reddetme Hakları Hasta-Doktor İlişkisinden Kaynaklanan Durumlarda, Uygun Bakım Sağlanamamasından Kaynaklanan Durumlarda ve Etik Sebeplerden Kaynaklanan Durumlarda Mevcuttur

Doktorlar hasta doktor ilişkisinden kaynaklanan, uygun bakım sağlanamamasından kaynaklanan, etik sebeplerden kaynaklanan durumlarda hastayı reddedebilir. Hasta doktor ilişkisinden kaynaklanan durumları Hasta-Doktor İlişkisinin Bozulması, Hastanın Tehdit Edici Davranışları, Hastanın Tedaviyi Reddetmesi olarak sıralayabiliriz.

Doktorların Hastayı Reddetme Hakkı Hasta-Doktor İlişkisinden Kaynaklanan Durumlarda, Uygun Bakım Sağlanamamasından Kaynaklanan Durumlarda ve Etik Sebeplerden Kaynaklanan Durumlarda Mevcuttur

Hasta-Doktor İlişkisinden Kaynaklanan Durumlar

Hastanın Tedaviyi Reddetmesi

Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 6. maddesinde; “Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdanî ve meslekî kanaatine göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tâyinde serbesttir.” düzenlemesi mevcuttur. Doktorlar uygulayacağı tedaviyi kendileri seçmektedirler. Nitekim tıp eğitimi almayan insanların doğru tedaviyi bulması kendilerinden beklenemez. Ancak hastaların kendilerine sunulan tedavi yöntemini kabul etmeme hakları vardır. Netice itibarıyla bir hasta kendisine sunulan tedaviyi kabul etmezse bu durumda  hekim hastanın tedavisini üstlenmeyebilir. Bu durum doktorun hastayı reddetmesi olarak değerlendirilebilir.

Hasta-Doktor İlişkisinin Bozulması ve Hastanın Tehdit Edici Davranışları

Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 18. maddesinde de doktorların hastayı reddedebileceği durumlar düzenlenmiştir. Buna göre: “Tabip ve diş tabibi, âcil yardım, resmî veya insani vazifenin ifası halleri hariç olmak üzere, meslekî veya şahsi sebeplerle hastaya bakmayı reddedebilir.”  

Aynı tüzüğün 19. maddesinde devam eden bir tedavi bitirilmeden hastanın bırakılması durumu düzenlenmiştir. Buna göre: “Tabip ve diş tabibi mesleki veya şahsi sebeplerle, tedaviyi bitirmeden hastasını bırakabilir. Ancak, bu gibi hallerde, diğer bir meslektaşın tedavi veya müdahalesine imkan verecek zamanı evvelden hesaplayarak hastayı vaktinde haberdar etmesi şarttır. Hastanın bırakılması halinde hayatının tehlikeye düşmesi veya sıhhatinin zarara uğraması muhtemel ise, diğer bir meslektaş temin edilmedikçe, hastayı terk edemez. Hastayı bu suretle terk eden tabip veya diş tabibi, lüzum gördüğü veya hasta tarafından talep edildiği takdirde, tedavi zamanına ait müşahede notlarını verir.”  Bir hekime hastası tarafından güven duyulmuyorsa veya hasta hekimi taciz ediyorsa, hekime hakaret ediyorsa yani sözsel bir şiddet var ise veya fiziksel bir şiddet bu durumda hekimin hastayı başka bir hekime gönderme hakkı mevcuttur. 18. ve 19. maddelerde yer alan şahsi sebepler çok geniş bir ifadedir. Bir sınırlama söz konusu değildir. Her somut olaya göre ayrı değerlendirilmelidir.

Tabip ve diş tabibi mesleki veya şahsi sebeplerle, tedaviyi bitirmeden hastasını bırakabilir

Yukarıda ifade edildiği gibi bunu yapabilmesi için diğer bir meslektaşın tedavi veya müdahalesine imkan verecek zamanı evvelden hesaplayarak hastayı vaktinde haberdar etmesi şarttır. Hastanın bırakılması halinde hayatının tehlikeye düşmesi veya sıhhatinin zarara uğraması muhtemel ise, diğer bir meslektaş temin edilmedikçe, hastayı terk edemez. Hastayı bu suretle terk eden tabip veya diş tabibi, lüzum gördüğü veya hasta tarafından talep edildiği takdirde, tedavi zamanına ait müşahede notlarını verir. Bu şartlar tedavisine başlanmamış hasta için geçerli değildir. Yani tedavisine başlanmamış bir hasta için meslektaş bulması vs. gerekmez.

Uygun Bakım Sağlanamamasından Kaynaklanan Durumlar

Hekimlik Mesleği Etiği Kuralları, Türkiye’de hekimlik yapma hakkını kazanmış olup mesleğini uygulayan tüm hekimlerin uymak zorunda olduğu kuralları düzenlemektedir. Bu kurallar Türk Tabipleri Birliği’nin 47. Genel Kurulunda kabul edilmiş ve 11 Ekim 1998 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın “Tedaviyi Üstlenmeme veya Yarıda Bırakma Hakkı” başlıklı 25. maddesinde “Hekim, ancak tıbbi bilgisini gerektiği gibi uygulayamayacağına karar verdiğinde ve hastasının başvurabileceği başka bir hekim bulunduğu durumlarda, hastanın bakımını ve tedavisini üstlenmeyebilir veya tedaviyi yarım bırakabilir. Yukarıdaki koşullarda tedaviyi bırakacak hekim, bu durumu ve hastanın sağlığının tehlikeye düşmeyeceğini hastaya veya yakınlarına anlatır ve onları tıbbi yardımla ilgili başka olanaklar konusunda bilgilendirir. İkinci hekim bulunmadan hekim hastasını bırakamaz. Hekim, tedaviyi üstlenen meslektaşına hasta hakkındaki tüm bilgileri aktarmakla yükümlüdür.” düzenlemesi mevcuttur. Burada mutlaka hastanın başvurabileceği başka bir hekim bulunmalıdır. Bu durumlara örnek olarak tıbbi teçhizatın yetersiz olması, hekimin uzmanlığının olmamasını verebiliriz. Diğer bir ifade ile belirlenmiş tıbbi uygulamanın yapılması için gerekli tıbbi teçhizat olmamasından dolayı veya hekimin o konuda tecrübesinin, deneyiminin, bilgisinin olmamasından dolayı gerçekleştirilememesidir.

Etik Sebeplerden Kaynaklanan Durumlar

Vicdani Kanaat:

Hekimlerin hizmetlerini dini görüşlerine veya dünya görüşlerine aykırı olup olmamasına göre sunması durumudur. Ötenazi ve kürtaj bu duruma örnek olarak verilebilir. Hekimlerin vicdani ret haklarının olup olmadığı tartışma konusudur. Fakat Amerika Federal Yüksek Mahkemesi yardımlı intihar hakkında bir karar vermiştir. Washington/ Glucksberg kararında hekimi hastanın çektiği acıları sonlandırmaya yönelik davranışta bulunmaktan men eden sosyal değerlerin, hastanın çektiği acıların sonlandırılmasına ilişkin isteğinden daha üstün bir değer niteliği taşıdığına hükmedilmiştir. (https://en.wikipedia.org/wiki/Washington_v._Glucksberg) (http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2017-131-1678)  (M. Gökhan TÜRE  Oğuzhan TÜRE hekimin hizmetten çekilme hakkı)

Genel olarak hem Dünya Tabipler Birliği’nin hem de Türk Tabipler Birliği’nin şahsi sebep ifadesi ile üzerinde durduğu hususlar bulaşıcı hastalıklar ile hekimin vicdani kanaatidir.

Bulaşıcı Hastalık:

Sağlık çalışanlarının kuş gribi, SARS, AIDS, ebola virüsü gibi hastalıklara sahip hastalara bakmak istememesi durumudur. Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 15. maddesine göre eğer hekim bir eve veya kuruma çağırılmışsa bulaşıcı hastalıkları öne sürerek veya sağlık nedenlerine dayalı olarak görev yapmaktan çekilebilir. İlgili maddeye göre hastaya bakmak üzere bir aile nezdine veya herhangi bir müesseseye çağrılan tabip, korunmayı da sağlamaya çalışır. Tabip, hastalara ve onlarla birlikte yaşayanlara, kendilerine ve muhitlerine karşı mesuliyetlerini bildirir. Tabip icabında, tedaviye devamı reddetmek pahasına da olsa, hijyen ve korunma kaidelerine riayeti temin için gayret sarf eder. Netice itibarıyla sağlık kuruluşları dışında hekimler sağlık sebeplerine dayalı olarak hizmetten çekilebilirler. Düzenlemede hekimin, sağlık kuruluşlarında sağlık nedenlerinden dolayı çekilme hakkı olup olmadığına ilişkin bir ifade yer almamaktadır. Bir düzenleme de olmadığından çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bir görüşe göre iki koşul gerçekleşirse hekimin tedavi etme yükümlülüğü yoktur. Bu koşullar sağlık hizmetinin sunulmasının yararsız olması ve sağlık hizmetinin sunulmasının hekim açısından intihar ile eşdeğer yükseklikte bir risk oluşturmasıdır. (Arras, s. 18; Gramelspacher/Siegler, s. 392.) Diğer bir görüşe göre ise polisin veya itfaiyenin can güvenliği gerekçesi ile görevden çekilememesi gibi doktorun da hastaya bakmaktan kaçınamamasıdır. Fakat bu görüşte de hekimin yükümlülüklerinin sınırlandığı durumlar vardır. Bu durumlar aşırı risk, tedavinin sorgulanabilir yararları, diğer hastalara bakma yükümlülüğü ve hekimin kendisi ve ailesine ilişkin yükümlülüklerdir. (Emanuel, s. 1686; Ersoy, s. 23.Emanuel, s. 1687.) Ayrıca Dünya Tabipler Birliği’nin (WMA) Hasta Hakları Beyannamesi’nin 1. maddesinin (f) bendine göre hekimler, ileri tedavinin hastaya makul yardım veya iyileşmesi için farklı ayarlamaların yapılması için yeterli imkân sağlamayacağının tıbben belirlendiği durumlarda tedaviyi bırakabilirler.

Sonuç

Her ne kadar bazı internet sitelerinde ve kaynaklarda hekimin hastayı reddetme hakkının olmadığı, böyle bir durumda CİMER’E şikayet edilmesi gerektiği gibi yazılar yazılmışsa da bu durum gerçeği yansıtmamaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere hekimin kanuni sınırlamalar içinde hastayı reddetme hakkı mevcuttur. Hekim, hastayı reddederken mutlaka geçerli sebeplerini açıklamalı ve bütün durumları değerlendirerek hareket etmelidir. Aksi takdirde yetkili otoriteler tarafından hakkında soruşturma yürütülebilir.

Doktorların hastayı reddetme hakkına İlişkin Diğer Kaynaklar

Dünya Tabipler Birliği El Kitabı

https://www.ttb.org.tr/eweb/adli/1.html


kategori

yazar:

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir