İnternet Alışveriş Platformlarının Sorumluluğu

İNTERNET SİTESİ ÜZERİNDEN SATIŞ FAALİYETİ YÜRÜTEN SATICILARIN AYIPLI MALDAN ARACI OLSALAR BİLE SATICI İLE BİRLİKTE SORUMLU OLACAKLARINA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi  2021/4000 E., 2021/11403 K. sayılı kararı ile içinden sigara izmariti çıkan truf paketinden kaynaklı uyuşmazlıkta, 6563 sayılı Kanun’un 9. maddesi ve yine Elektronik Ticarette Hizmet Sağlayıcı ve Aracı Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesine göre aracı hizmet sağlayıcı (internet alışveriş sitesi) olan davacının malın ayıplı olmasından kaynaklı sorumluluğunun bulunmadığına karar vermiştir.

Gerekçe olarak gösterilen;

♦ Elektronik Ticarette Hizmet Sağlayıcı ve Aracı Hizmet Sağlayıcılar Hakkında Yönetmeliğin “Aracı hizmet sağlayıcının yükümlülükleri” üst başlıklı 6. maddesi Aracı hizmet sağlayıcı, hizmet sunduğu elektronik ortamı kullanan gerçek ve tüzel kişiler tarafından sağlanan içeriği kontrol etmek, bu içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı bir faaliyetin ya da durumun söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir.” düzenlemesini içermektedir.

♦ 6563 sayılı Kanun’un 9. maddesi ise “Aracı hizmet sağlayıcılar, hizmet sundukları elektronik ortamı kullanan gerçek ve tüzel kişiler tarafından sağlanan içerikleri kontrol etmek, bu içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı bir faaliyetin ya da durumun söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü değildir.” düzenlemesini içermektedir.

Yargıtay’ın bu kararı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 48. maddesinin 5. fıkrası düzenlemesi dikkate alınmadığı için eleştirilmiştir. (T.K.H.K m. 48/5: Oluşturdukları sistem ile satıcı veya sağlayıcı adına mesafeli sözleşme kurulmasına aracılık eden aracı hizmet sağlayıcılar, sistem aracılığıyla kurulan mesafeli sözleşmelerden doğan hak ve yükümlülüklerin kullanım süresi boyunca tüketicilerin yönetmelikle belirlenen hususlara ilişkin talep ve bildirimlerini iletebilmelerine ve takip edebilmelerine elverişli bir sistemi kurmak ve kesintisiz olarak açık tutmakla yükümlüdür.) 

Yine benzer bir olay ile ilgili Yargıtay 11. Hukuk Dairesi güncel bir karar vermiştir. İnternet üzerinden satın alınan televizyonun hasarlı gelmesi üzerine çıkan ihtilafta internet alışveriş platformu, kendisinin satıcı değil satıcı ile müşteri arasında aracı olduğunu bu nedenle malın ayıplı olmasından sorumlu olmadığını ileri sürmüştür. Fakat Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 48. maddesinin 5. fıkrası düzenlemesi gereği internet alışveriş sitelerinin her ne kadar satıcı olmasa da tüketici ile doğrudan muhatap olduğunu ve tüketicinin gerçekleştirdiği ödemeyi tahsil ettiklerini gerekçe göstererek internet alışveriş platformlarının satılan malın ayıplı olmasından satıcıyla birlikte sorumlu olduğuna karar vermiştir. Yargıtay’ın vermiş olduğu bu karar benzer olaylara emsal teşkil edecektir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2022/3467 E., 2022/6446 K. Sayılı Kararının Tam Metni

Taraflar arasındaki davanın Ankara Batı 2. Tüketici Mahkemesi tarafından yukarıda sayı ve tarihi belirtilen kararın HMK 363. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının Adalet Bakanlığı tarafından istenilmesi üzerine, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 01/11/2020 tarihinde …….com adresinden ……. marka ……. kodlu televizyonu …….. TL bedelle satın aldığını, söz konusu ürünün 04/11/2020 tarihinde …. kargo çalışanı tarafından müvekkiline hiçbir şekilde haber verilmeden, bilgisi ve rızası dışında kapının önüne bırakıldığını, müvekkilince davalı kuruma defalarca başvurulmasına rağmen hiçbir sonuç alınamadığını, bu nedenle hakem heyetine başvurulduğunu, hakem heyetince televizyonun tüketicinin adresinde babasına teslim edildiği ve teslim anında hasar tutanağı düzenlenmediği gerekçesi ile başvuruyu reddettiğini, ancak söz konusu ürünün ne müvekkiline ne de babasına teslim edilmediğini, kapının önüne bırakılıp gidilmesinden dolayı da müvekkili tarafından hasar tutanağı düzenlenmesinin mümkün olmadığını, kargo çalışanının ürünü kapı önüne bırakıp gitmesinden dolayı ürüne ait paketin yırtık ve hasarlı olmasından dolayı bariz bir kastının söz konusu olduğunu ileri sürerek Etimesgut İlçe Tüketici Hakem Heyetinin 14/06/2021 tarih ve 026120210003726 K. sayılı kararının iptaline, ayıplı malın yenisiyle değiştirilmesi ya da satış bedeli olan 4.097,87 TL’nin hakem heyetine başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının talebini somutlaştırmadığını, birbirinden farklı olan iki seçimlik hakkını aralarında bir asillik-ferilik ilişkisi kurmaksızın mahkemenin takdirine bıraktığını, bu nedenle davanın öncelikle usulden reddinin gerektiğini, davacının alış veriş yaptığı ……com sitesinin yer sağlayıcısının müvekkili şirket olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında gerek …… sitesine ilişkin gerekse de kargo gönderisine ilişkin bir sözleşme yapılmadığını, kargo gönderisine ilişkin sözleşmenin davacının ürünü satın aldığı satıcı (…….. Tic. Paz. Ltd. Şti.) ile müvekkili şirket arasında yapıldığını, Posta ve Kargo Hizmetleri Usul ve Esaslarının 21/1. maddesine göre gönderiler için yargı yoluna başvurma hakkının göndericide olduğunu, ancak göndericinin bu hakkını alıcıya devredebileceğinin kabul edildiğini, davacının bu yönde bir beyanı ve belgesi bulunmadığından iş bu davayı açmakta hukuki yaranının bulunmadığını, talebinin ……. üzerinden yapılan satış sözleşmesine ilişkin olması halinde ise davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının kötü niyetli olarak gönderinin teslim alındığını inkar ettiğini, sonrasında da gönderinin babasına teslim edildiğini, ancak hasarlı olduğunu belirttiğini savunarak haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davanın tüketici hakem heyeti kararına itiraz niteliğinde olduğu, dava konusu televizyonun …….com isimli internet sitesi üzerinden satın alınarak faturasının …… Tic. Pazarlama Ltd. Şti. tarafından düzenlendiği, satış bedeli olan 4.097,87 TL’nin davacı tarafından ödendiği, davaya konu televizyonun ….. kargo aracılığı ile davacının adresine getirildiği, davacı adreste olmadığı halde dava sırasında davacının babası olduğu öğrenilen …’na teslim edildiğinin iddia edildiği, ancak …’nun imzadan imtina ettiğinin belirtildiği görülmekle dava konusu televizyonun kapı önüne bırakıldığı iddiası da birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu televizyonunun satın alan davacıya bizzat tesliminin sağlanmadığı, babasına teslim edilmiş ise de imzası alınmaksızın bırakıldığı, basiretli tacir olan davalının ürünü alıcıya teslimi hususunda gerekli dikkat ve özeni göstermediğinin sabit olduğu, davacı tarafından ……. yetkili servis çağrılmak suretiyle televizyon kutusunun açıldığı, yapılan incelemede TV ekranının kırık olduğunun tespit edildiği, TV kutusunun yetkili servisten önce açılmadığının da sabit olduğu ve söz konusu ürünün hasarlı şekilde davacıya teslim edildiği kanaatine varılmakla davalının hasarsız teslim yükümlülüğünü yerine getirmediği dolayısıyla sağlayıcı ve taşıyıcı olarak sorumluluğunun bulunduğu, davacı tüketicinin talebinde haklı olması nedeniyle hakem heyetince talebin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, ilgili hakem heyeti kararının iptali ile dava konusu televizyonun davacı tarafından davalıya iadesine ve ürün bedelinin hakem heyetine başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozma talep edilmiştir.

Dava, tüketici hakem heyeti kararının iptali ile ayıplı malın yenisi ile değişimi veya satış bedelinin tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davalının sağlayıcı ve taşıyıcı olarak sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile hakem heyeti kararının iptaline, hasarlı ürünün davalıya iadesine ve ürün bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Davalı şirket mevcut hukuki ilişkide bir yandan elektronik aracı hizmet sağlayıcı, diğer taraftan ise alım satıma konu eşyanın kargo yoluyla taşınmasını üstlenen kişi konumunda olup davalının her iki açıdan sorumluluğu değerlendirilmelidir.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ‘un 48/(5) maddesinde ‘’Oluşturdukları sistem çerçevesinde, uzaktan iletişim araçlarını kullanmak veya kullandırmak suretiyle satıcı veya sağlayıcı adına mesafeli satış sözleşmesi kurulmasına aracılık edenler, bu maddede yer alan hususlardan dolayı satıcı veya sağlayıcı ile yapılan işlemlere ilişkin kayıtları tutmak ve istenilmesi halinde bu bilgileri ilgili kurum, kuruluş ve tüketicilere vermekle yükümlüdür. Ancak bu fıkra kapsamında aracılık edenler, satıcı veya sağlayıcı ile yaptıkları sözleşmeye aykırı fiillerinden dolayı sorumludur. ‘’ şeklinde düzenleme yer almakta olup, madde gerekçesinde de bu fıkrada özellikle internet ortamında oluşturdukları sistem üzerinden satıcı veya sağlayıcıların mal ve hizmet satışına aracılık edenlerin sorumluluklarının düzenleme altına alındığı, uygulamada satıcı veya sağlayıcılar dışında onlara aracılık eden üçüncü kişilerin, oluşturdukları sistem çerçevesinde satıcı veya sağlayıcıların mal veya hizmetlerinin mesafeli yöntemle tüketicilere ulaşmasına aracılık etmekte oldukları, aynı zamanda satıcı veya sağlayıcı adına tüketiciden mal veya hizmetlerin bedelini de tahsil ettikleri, bu durumda bu kişilerin de satıcı veya sağlayıcılar gibi tüketicilere karşı maddede yazan hususlardan dolayı sorumlu olacakları, ancak bedel tahsil etmeden sadece satıcı veya sağlayıcılar ile tüketicilerin iletişime geçmelerine aracılık eden ve genellikle yer sağlayıcı niteliğine haiz olan internet sitelerinin bu fıkra hükümlerine tabi olmayacağı belirtilmiştir. Bu itibarla davalı taraf elektronik aracı hizmet sağlayıcı olarak sorumlu olup, mahkemenin buna ilişkin kabulü isabetlidir.

Diğer taraftan, davalının taşıyıcı sıfatıyla sorumlu olabilmesi için öncelikle taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesi, sorumluluğun doğması halinde ise tazmin edilecek zararın kapsamı ve sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 875 inci maddesi gereğince; taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Taşıyıcının bu yükümlülüğüne karşın eşyanın zıyaı veya hasara uğramış olması halinde gönderen veya gönderilene aynı Kanun’un 889 uncu maddesi gereğince bildirimde bulunma yükümlülüğü yüklenmiştir. Buna göre eşyanın açık zıyaı veya hasarının en geç teslim sırasında teslim edene bildirilmemesi halinde yani ihtirazi kayıtsız kabul edilmesi durumunda eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiğinin varsayılacağı maddede karine olarak öngörülmüştür. Taşıyıcının sorumluluğu için karinenin aksi, eşyanın taşıyıcıya teslimden sonra gönderilene ulaşmasına kadar geçen süreçte hasara uğradığının ispat edilmesi gerekmektedir.

Taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasında genel sebepler ve özel sebepler ayrımı yapılmış olup, taşıyıcı ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 875/2, 876 ve 878 inci maddelerinde gösterilen hallerin mevcudiyetini ispat etmek suretiyle mesuliyetten kurtulabilir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 878 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince; hasarın gönderen tarafından yapılan yetersiz ambalajlama sonucu oluşması halinde doğan zarardan taşıyıcı sorumlu tutulamayacaktır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ise, herhangi bir zararın hal ve şartlara göre birinci fıkrada öngörülen bir sebebe bağlanmasının muhtemel bulunduğu durumlarda zararın bu sebepten ileri geldiği de kabul edilecektir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 862 nci maddesi gereğince; ambalaj ve işaretleme yükümü gönderene yüklenmiştir. Bu hükme göre eşyanın niteliği kararlaştırılan taşıma dikkate alındığında, ambalaj yapılmasını gerektiriyorsa, gönderen eşyayı zıya ve hasardan koruyacak ve taşıyıcıya zarar vermeyecek şekilde ambalajlamak zorundadır. Bununla birlikte ambalajlama gönderene ait olsa bile taşıyıcının malın sağlam ve tam olarak teslimi sorumluluğu çerçevesinde gerek istifleme gerekse ambalaj itibarıyla taşımaya uygunluğu noktasında denetleme görevi mevcuttur. Bir başka deyişle yetersiz ambalaja rağmen ihtirazi kayıt koymaksızın taşımayı kabul eden taşıyıcının meydana gelen zararda müterafik kusurunun (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52 nci maddesi) bulunduğunun kabulü gerekir.

Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen hasarından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda ise tazmin edilecek zararın kapsamı ve sınırları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 880 inci maddesi gereğince belirlenecek olup bu tazminat, eşyanın hasara uğraması hâlinde, onun taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki farka göre belirlenmesi gerekmektedir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında eşyanın değerinin piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edileceği belirlenmiştir.

Eşya, taşınmak üzere teslimden hemen önce satılmışsa, satıcının faturasında taşıma giderleri mahsup edilerek gösterilen satış bedelinin piyasa fiyatı olduğu varsayılır.

Bu şekilde belirlenerek ödenecek tazminat ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 882 nci maddesine göre, 880 ve 881 inci maddeleri uyarınca, gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Gönderinin münferit parçalarının zıyaı veya hasarı hâlinde taşıyıcının sorumluluğu; gönderinin tamamı değerini kaybetmişse tamamının, gönderinin bir kısmı değerini kaybetmişse, değerini kaybeden kısmının, net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 Özel Çekme Hakkını karşılayan tutar ile sınırlıdır. Özel Çekme Hakkı, eşyanın taşıma amacıyla taşıyıcıya teslim edildiği tarihteki veya taraflarca kararlaştırılan diğer bir tarihteki, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca belirlenen değerine göre Türk Lirasına çevrilir.

Ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 886 ncı maddesi uyarınca taşıyıcı veya aynı Kanunun 879 uncu maddede belirtilen kişiler zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiil veya ihmalle sebebiyet verdiklerinin ispat edilmesi halinde sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacaklardır.

Sorumluluğun kapsamı yönünden oluşan zararın belirlenmesi için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 880 ve 882 nci maddeleri uyarınca, taşınan televizyonun kullanılamaz hale gelmesi halinde varsa hurda değeri de gözetilerek hasarsız değeri ile hasarlı değeri arasındaki farka göre zarar tutarının belirlenmesi, taşıyıcının sorumlu olduğu bu tazminatın da gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkını karşılayan tutar ile sınırlı olması gerektiği dikkate alınarak tazminatın belirlenmesi gerekmektedir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece taşıma hukuku, paketleme ve ambalajlama ile hasara uğrayan eşya konusunda uzman kişilerden oluşacak bilirkişi kurulunca ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor tanzim ettirilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan somut davaya ilişkin yerinde bulunan kanun yararına temyiz itirazlarının kabulü ile aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Adalet Bakanlığı’nın 6100 sayılı HMK’nın 363 üncü maddesine dayalı kanun yararına bozma isteğinin kabulü ile hükmün sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, dosyanın mahkemesine iadesine, bozma kararının bir örneğinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu‘nun 363 üncü maddesinin 3 üncü fıkrası gereğince Resmi Gazete’de yayınlanması için Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesine, 29/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


yazar:

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir