YAPAY ZEKA VE YAPAY ZEKANIN K.V.K.K.’YE, SAVAŞ TEKNOLOJİLERİNE ETKİLERİ VE HUKUKİ KORUNMA YOLLARI

YAPAY ZEKA NEDİR? YAPAY ZEKADAN KİŞİSEL VERİLERİMİZİ NASIL KORURUZ? YAPAY ZEKA TEKNOLOJİLERİNİN İNSANLARIN KİŞİSEL VERİLERİNİ İHLAL ETMEMESİ İÇİN DEVLETLERİN ALMASI GEREKEN TEDBİRLER NELERDİR? YAPAY ZEKANIN SAVAŞ TEKNOLOJİLERİNE ENTEGRE EDİLMEYE BAŞLAMASI İLE YAŞANACAK İNSAN HAKKI İHLALLERİ VE DEVLETİMİZİN KÜRESEL OLARAK GELİŞEN YAPAY ZEKA SAVAŞ TEKNOLOJİLERİNE KARŞI ALMASI GEREKEN HUKUKİ TEDBİRLER

Yapay Zeka Nedir?

Yapay zekâ; insan zekâsına özgü olan, algılama, öğrenme, çoğul kavramları bağlama, düşünme, fikir yürütme (belirtme) , sorun çözme, iletişim kurma, çıkarımsama yapma ve karar verme gibi yüksek bilişsel fonksiyonları veya otonom davranışları sergilemesi beklenen yapay bir işletim sistemidir. Bu sistem aynı zamanda düşüncelerinden tepkiler üretebilmeli (eyleyici yapay zekâ) ve bu tepkileri fiziksel olarak dışa vurabilmelidir. https://tr.wikipedia.org/wiki/Yapay_zek%C3%A2

Yani yapay zeka insanların girdilerini toplayarak verilerini analiz ediyor. Bir insanın ömrü hayatı boyunca toplayamayacağı verileri çok hızlı bir şekilde toplayabiliyor. Yapay zekanın iyi yönde geliştirileceğini düşünerek bir tanım yapacak olursak yapay zeka, topladığı girdilere göre insanların verilerini analiz ederek insanlığın olduğundan daha verimli, hızlı, güvenli yaşayabilmesi için bir takım teknolojilerin, çalışmaların ve projelerin geliştirilmesi için gereken yazılım teknolojisidir. Tabi ki bu yönde kullanılırsa.

Yapay Zeka Yıkıcı Yenilik Doğuruyor

♦ Yapay zeka insanları paylaştığı verileri analiz ederek öngörüde bulunabiliyor.

Günümüze birçok endüstri, bir müşterinin satın alma tercihlerinden; doktorların bir hasta için hangi tıbbi tedavilerin en etkili olacağına karar vermelerine kadar çok çeşitli konularda öngörülerde bulunmaya yardımcı olacak yapay zekâ yazılımları arıyor. Yapay zekâ ticari alanda özellikle müşteri davranışlarını inceleyerek olası satın alma ve ihtiyaç eğilimlerini öngörebiliyor. Müşteri davranışı, bir tüketicinin bir ürün veya hizmeti araştırırken, seçerken veya satın alırken yaptığı yolculuğu tanımlıyor. Birçok durum müşteri davranışını etkileyebiliyor.

Yapay zekâ ile büyük veri ve tahmine dayalı analitik kullanılarak müşterilerin nasıl davranacağı doğru bir şekilde tahmin edilebiliyor. Bu sayede iş kararları alınırken öngörülerden faydalanılabiliyor. Uber, Chobani ve Finder gibi şirketler şimdiden yapay zekâ ile müşteri davranışlarını analiz ederek olası ihtiyaç yaklaşımlarını öngörmeye çalışıyor.

https://thinktech.stm.com.tr/uploads//docs/1645526001_stmblogyapayzekagelecekolaylariongorebilirmi.pdf?v=1645541490354

Öngörüde bulunabilme yeteneği de eklenince yapay zeka, insanların yaptığı bazı meslekleri yapabilir hale geldiği için insanların mesleklerini ellerinden almaya başladı. İnsanların öğrendiği mesleki bilgiler değersizleşti ve o insanın öğrendiği bilgilere gerek duyulmamaya başlandı. Örneğin taksicilerin caddeler ve sokaklar hakkında öğrendiği bilgilerin bir önemi kalmadı çünkü Amerika’da insansız taksiler geliştirildi. Bu yüzden yapay zeka yıkıcı yenilik doğuruyor. https://tr.euronews.com/video/2023/07/16/abdnin-teknoloji-baskentinde-surucusuz-taksi-toplumu-ikiye-boldu

Üniversitelerin yaptığı araştırmalara göre yapay zeka dünyadaki mesleklerin %47’sini yapabilecek ve insanlar işlerini yapay zekaya kaptıracak. (Walsh, 2018: 637). (Walsh, T. (2018). Expert and Non-expert Opinion About Technological Unemployment. International Journal of Automation and Computing, 15(5), 637–642.)

YAPAY ZEKADAN KİŞİSEL VERİLERİMİZİ NASIL KORURUZ? YAPAY ZEKA TEKNOLOJİLERİNİN İNSANLARIN KİŞİSEL VERİLERİNİ İHLAL ETMEMESİ İÇİN DEVLETLERİN ALMASI GEREKEN TEDBİRLER NELERDİR?

♦ Yapay zeka veya teknoloji geliştiren büyük teknolojik firmalarının hammaddesi insan ve insanın verisidir. Yapay zeka ve teknoloji geliştiren firmalar insanların davranışlarını verdiği rızaya göre veya rıza vermese bile dolaylı olarak takip ederek kesine yakın öngörülerde bulunuyorlar. Kişisel veri bir insanın yaşamına ilişkin her türlü izdir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 3. maddesine göre kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade eder. Yani kişilerin fotoğrafları, görüntüleri, polis kayıtları, sağlık kayıtları, banka gibi yerlere verilen ses komutları gibi bir kişiyi belirli veya belirlenir kılabilecek her türlü veri, kişisel veridir. Hatta 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 6. maddesi özel nitelikteki kişisel verilerin neler olduğunu düzenlemiştir. Buna göre Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.  Şirketlerin kişilerin verdiği rıza ile nasıl gayri hukuki analizler yaptığını veya işlenmesi için rıza verilen veri ile rıza verilen konuyla alakasız, dolaylı yollar ile nasıl veri toplayıp insanlar hakkında analizler yaptığını daha iyi anlamak için örnekler verelim.

♦ Bir kişinin hamile olup olmadığı analiz edilip kişiye doğum ürünleri gönderilmiştir. Target isimli Amerikalı perakende şirketi liseli bir kıza doğum ürünleri kataloğu göndermiştir. Kataloğu gören baba “O hâlâ lisede ve sen ona bebek kıyafetleri ve beşik için kupon mu gönderiyorsun? Onu hamile kalması için cesaretlendirmeye mi çalışıyorsun?” diyerek şirketi şikayet etmiştir. Fakat yönetici özür diledi ve birkaç gün sonra tekrar özür dilemek için aradığında ise kızın hamile olduğu ortaya çıkmıştır. Şirket kişilerin girdileriyle yaptığı analizler sonucu kızın hamile olduğunu daha ailesinin ve kızın haberi olmadan anlamıştır.(https://www.forbes.com/sites/kashmirhill/2012/02/16/how-target-figured-out-a-teen-girl-was-pregnant-before-her-father-did/ sh=a4d85a766686)

Korelasyon analiz ve verilerin birbiri ile örtüşme oranı ile anlaşılıyor ki kadınların hamileliklerinin ikinci üç aylık dönemlerinin başlarında daha büyük miktarlarda kokusuz losyon satın alıyorlar. İnsanın içgüdüsü olan bir şeyi şirketin yapay zekası analiz ediyor yani kızın davranışlarını analiz ediyor ve kızın hamile olduğundan haberi yokken kızın hamile olduğuna karar veriyor yani yapay zeka öngörüde bulunuyor. Kişisel veriyi kullanmadan, şahıs bilgisini kullanmadan davranış analiz edilerek bu sonuca varıyor yapay zeka. Alışveriş stratejisini izleyerek bir insanın hamile olup olmadığını anlıyor. Kişiler, alışveriş şirketlerine adreslerine ürünler teslim edilsin, uzaktan satım sözleşmesi yapılsın, bazı fatura işlemleri yapılsın diye kişisel verilerini veriyorlar. Yani insanlar şirketlerin, kendilerini izleyip davranışlarını, alışveriş alışkanlıklarını, hobilerini, nelere ilgi duyduklarını analiz edip haklarında dosya hazırlanması veya önyargı oluşturulması için bu kişisel verileri vermiyorlar. Daha da basite indirgemek gerekirse kişiler “x” konusu için rıza veriyor, şirketler ise bu “x” verisini analiz ederek o kişiyi belirli veya belirlenebilir kılacak bir “y” kişisel verisi ortaya çıkartıyor. Dolayısıyla yapay zeka kişileri, kişilerden daha iyi tanıyor. İşte hukuki sorun burada ortaya çıkıyor. Şirketler bu analizleri yapabilmek için rıza metinlerine ucu açık, herhangi bir kesin tanım içermeyen, tam olarak ne için bilgi toplandığı anlaşılamayan “her türlü pazarlama, strateji vs. analizlerini yapabilmek” şeklinde bir madde koyuyor ve temel bir insan hakkı olan kişisel verilerin ihlal edilmesine sebep oluyor. Kişiler verdiği rızayı geri aldığında ise bu verilerin ve bu veriler sonucu çıkartılmış analizlerin silinip silinmediğini veya yok edilip edilmediğini asla bilemiyor.

♦ Konun anlaşılması için sosyal medya şirketleri örnek olarak verilebilir. Sosyal medyada bir paylaşım yaparken verdiğimiz reaksiyonu, sosyal medya şirketi işliyor. Aslında bu veriyi kendimiz alenileştiriyoruz dolayısıyla yapay zeka bizim bilgimiz olmasa da bizim kendi rızamız ile verdiğimiz tepkilerimizi kullanarak bizi tanıyor. Fakat insanlar bu analizlerin yapılmasına rıza göstermiyor. Sonuç olarak sosyal medya şirketleri bizim verilerimizi analiz ederek ortaya çıkarttığı bilgiler ile demokratik devletlerin seçimlerine karışıyor ve insanların seçme ve seçilme iradesine zarar veriyor. Bu hususta akla gelecek en önemli örnek Cambridge Analytica olayıdır.

Facebook–Cambridge Analytica veri skandalı, Cambridge Analytica’nın 2014 yılında toplamaya başladığı yaklaşık 50 milyon Facebook kullanıcısının kişisel olarak tanımlanabilir bilgilerinin toplandığı bir veri ihlalidir. Elde edilen veriler, bu kişileri işe alan politikacılar adına seçmenlerin fikrini etkilemek için kullanıldı. İhlali takiben, Facebook, kamuoyundan özür diledi ve Cambridge Analytica’nın verileri uygunsuz bir şekilde topladığını belirtti. Veri seti, 50 milyon Facebook kullanıcısı hakkındaki bilgi içermektedir. Bu kullanıcıların yaklaşık 270 bini bilgilerinin bir kısmını paylaşmayı kabul ederken diğerlerinin kişisel bilgileri güvenlik ihlali nedeniyle çalınmıştır. Veriler, kişiler hakkında psikografik profiller oluşturmaya yetecek kadar detaylandırılmıştır. Ayrıca veriler, kişilerin konumlarını da içermektedir. Veriler herhangi bir siyasi kampanyada belirli bir kişiyi belirli bir yerdeki bazı siyasi olaylara ikna etmek için en çok hangi reklamın en etkili olacağını öneren bir profil oluşturmak için yeterince detaylandırılmıştır. ( https://tr.wikipedia.org/wiki/Facebook-Cambridge_Analytica_veri_skandal%C4%B1 )

♦ Bir diğer örnek ise Radyo Frekansı ile Tanımlama (RFID) teknolojisi ile elde edilen verilerin ne şekilde kullanılacağıdır. Bazı kıyafet, ayakkabı vb. satan mağazalarda hızlı ödeme yapmak için insansız bir kasa oluşturulmuştur. Kasanın haznesinin içine atılan kıyafetler RFID teknoloji ile taranarak fiyat tespit ediliyor ve kişiler cihaza kartını okutarak ödeme işlemini gerçekleştiriyor. RFID teknolojisi, radyo frekansı kullanarak nesneleri tekil ve otomatik olarak tanıma yöntemidir. (https://tr.wikipedia.org/wiki/RFID) Bu teknoloji ile kişinin aldığı kıyafetin cinsi, modeli, rengi vb. özellikleri tespit ediliyor. Kişilerin burada vermiş olduğu rıza ödeme yapmak için gereken bilgilerin temini içindir. Fakat kişiler bu teknoloji ile mağazanın, kendisinin kıyafet anlayışını, sevdiği renkleri, bütçesini analiz edip kişiyi belirleyen veya belirlenebilir kılan bir veri oluşturuyor mu bilmiyor. Ödeme yapmak için verdiği rıza ile bu verilerin analiz edilmesini istemiyor. Mağazaların kişilerin alışveriş stratejisi hakkında (kişilerin rızasını almadan) edindiği bu verileri pazarlama amacıyla satıp satmayacağı veya bu verileri çaldırıp çaldırmayacağı bilinemez. Bu verilerle ticari bir algı çalışması yapılıp kişilerin iradesinin sakatlanması mümkündür. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile verilerin korunması ve satılmaması için düzenlemeler mevcuttur. Fakat bu kanun yapay zekanın gücü ile baş edemeyecektir. Ayrıca yapay zeka ile ilgili özel hükümler içeren daha kapsamlı ve nitelikli kanunlara ihtiyacımız var.

Neler Yapabiliriz?

♦ Bütün bu örnekler değerlendirildiğinde devletlerin, sosyal medyaların; menfaat için büyük şirketler ve üst akıllar doğrultusunda yönlendirilmesi için gereken alt yapıları hazır ve bireylerin bununla mücadele etmesi git gide imkansızlaşıyor. İnsanlar ne kadar bilinçli veya konu hakkında bilgili olursa olsun yukarıdaki örnekler de olduğu gibi anonimleştirilmiş kişisel verilerden kendilerini sakınamıyorlar. Örneğin telefon sinyal bilgileri kullanılarak edinilen, nerede hangi saatlerde seyahat edildiğine ilişkin verilerin işlenmesi kolaylıkla engellenemez. Dolayısıyla devletlerin üzerine düşen bazı görevler vardır.

» İlk olarak devletler, hukuka aykırı elde edilmiş kişisel verilerin kullanımının insan hakkı ihlali olduğuna ve kişisel verilerin korunmasının demokrasinin bir parçası olduğuna ilişkin farkındalık çalışması yürütmelidir. Ayrıca bu konuda kamuoyu oluşturması gerekmektedir. Devletin vatandaşlarını bu konuda bilinçlendirmesi gerekirse kamu spotu hazırlaması gerekmektedir.

» İkincisi neredeyse devletlerden daha güçlü bir hal alan şirketlerin çalışma ve faaliyetlerinin kontrol altına alınması için kapsamlı yasal mevzuatların düzenlenmesi gerekmektedir. Teknoloji üreten ve yapay zeka kullanan şirketlerin faaliyet alanlarına ilişkin verileri nasıl elde ettiğinin denetlenmesi ayrıca kişilerin verdiği rıza ile ettiği verileri ne amaçla ve nasıl kullandığının da denetlenmesi lazımdır. Bu kapsamlı denetleme için gereken hukuki altyapı mecliste oluşturulmalıdır. Teknoloji üreten ve yapay zeka kullanan şirketlerin hiçbir etik ve ahlak anlayışına bağlı olmadan sınırsız ve serbest üretme anlayışına sınırlama getirilmelidir. Bu sınırlama teknoloji üreten ve yapay zeka kullanan şirketler için oluşturulacak etik ve ahlak kurallarına göre getirilmelidir. Tabi ki bir şirketin üstüne ürettiği teknolojiyi kötüye kullanan olur mu diye düşünmesi için baskı kurulamaz. Fakat devletin de vatandaşlarının hakkını gözeterek her ihtimali düşünmesi ve buna göre de tedbirler alması gerekmektedir. Olası durumlar için aksiyon planlarını hazırlaması gerekmektedir. Nitekim yapay zekanın kötüye kullanımı ile oluşacak zararlar, Covid virüsünün oluşturduğu zararlardan daha fazla olacaktır. Çünkü yapay zekanın kullanım hızının yayılması bir virüsün yayılmasından daha hızlı gerçekleşecektir.

Bu konuyu sadece bir devletin içinde gerçekleşecek olaylar ile sınırlandırılmaması gerekmektedir. Bu kötüye kullanımın uluslararası boyutta olduğunu düşünün. Ayrıca devletin dışarıdan gelecek olası zararlar için de tedbirler alması gerekmektedir. Devlet, tehlikeli kabul edilen bazı yapay zeka programlarının ülke içinde kullanımını yasaklayarak bu programları kullananlar için gerekli ceza normlarını düzenleyebilir. Bu çok ağır bir tedbir olarak değerlendirilirse eğer tehlikeye yol açacak AI teknolojisini kullanılması için şirketlerin veya kişilerin izin veya ehliyet alması gibi tedbirler getirilebilir. Böyle bir durumda o teknolojiyi kullan kişilerin veya şirketlerin denetlenmesi yapılabilir ve kötüye kullanımın önüne geçilebilir. İzinsiz veya ehliyet almadan o teknolojiyi kullananlara da ceza normları düzenlenebilir. Örneğin ülkemizde giderek yaygınlaşan AI Cover teknolojisi ile bir kişinin sesi kullanılarak o kişiye ait olmayan sözler, şarkılar söyletilebiliyor. Bu da milyonlarca insanın kişisel verisi olan sesinin hukuka aykırı olarak kullanılmasına sebep oluyor. Bu teknolojiyi kullanmakta meşru bir amacı olan kişilere veya şirketlere bu teknolojiyi kullanması için izin verilsin geri kalanlara ise izinsiz kullanımdan dolayı yaptırımlar düzenlensin. Böylelikle hem vatandaşın hakkı korunmuş olacak hem de teknolojiyi kullanan şirketlerin bir sisteme kayıt edileceği için denetlenmesi kolaylaşacaktır. Bunlar tavsiye ve öneri niteliğinde olduğundan daha da geliştirilebilir. Önemli olan bu konuda bir çalışma yapılması, kamuoyu oluşturulması ve yapay zekanın ilerlemesinde etik ve ahlaki değerlerin oluşturulmasıdır. Nitekim kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği temel bir haktır. Anayasa ile de güvence altına alınmıştır.

Anayasa m. 20- Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir. 

Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.

♦Kişisel verilerin ve özel hayatın gizliliğinin ne kadar önemli bir temel hak olduğuna örnek olması için Fransa Danıştay kararını inceleyelim. 

Fransa polisi Covid virüsü ile mücadelede insanların sokağa çıkma yasağını ihlal edip etmediğini drone ile kontrol ediyordu. Fransa Danıştay’ı bu idari işlemi iptal etmiştir. Sebep olarak ise “yasal bir gerekçeye dayandırılmamış kişisel veri kullanımını” göstermiştir. En çetin ve zorlu zamanlarda bile prensip olarak kişisel verilen bir insan hakkı olduğunu ve böyle durumlar da bile bu hakkın ihlal edilmemesini kabul etmiştir. Önemli noktalardan bir diğeri ise Fransa polisi 20 civarında drone kullanıyordu. Bir tane bile olsa bu hakkın ihlali için yeterlidir ve ilke olarak bu hakka saygı gösterilmelidir.

Bkz. Fransa’da Danıştay, başkent Paris’te polisin drone ile vatandaşları gerekçe göstermeden kayıt altına almasını yasaya aykırı buldu. ( https://www.ntv.com.tr/dunya/pariste-polise-drone-yasagi,3TkHm2yWNkm4O2elmOd2zw )

♦CAYDIRICILIK İÇİN TÜRK CEZA KANUNU’NA YAPAY ZEKA TEKNOLOJİSİ KULLANILARAK İŞLENEN SUÇLARA ÖZEL CAYDIRICI CEZALAR EKLENMELİ, YAPAY ZEKA TEKNOLOJİSİ NİTELİKLİ HAL DURUMUNA SOKULMALIDIR. AYRICA 2937 SAYILI DEVLET İSTİHBARAT HİZMETLERİ VE MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI KANUNU’NDA, POLİS VAZİFE VE SALȂHİYET KANUNU’NDA, JANDARMA TEŞKİLAT, GÖREV VE YETKİLERİ KANUNU’NDA YAPAY ZEKA TEKNOLOJİSİ KULLANILARAK İŞLENECEK SUÇLARLA MÜCADELEYE İLİŞKİN ÖZEL DURUMLAR DÜZENLENMELİDİR.

Yapay zeka teknolojisi ilerledikçe bu teknoloji kullanılarak işlenen suçlar arttığı gibi işlenen suçlar da komplike bir hal almıştır. Yapay zeka teknolojisi kullanılarak ailelerin çocukları hedef alınmaktadır. Ailelerin çocuklarının yüzünü ve sesini kullanan fidyeciler özel bir video hazırlıyor ve ailelerden para istiyor. (Amerika’da bir anne, dolandırıcıların sahte kaçırma girişiminde kullandıkları, kızının sesinin yapay zeka tarafından oluşturulan kopyasına “yüzde 100” inandığını söyledi. Jennifer DeStefano, bilinmeyen bir numaradan gelen telefonu açtı. 15 yaşındaki kızı Brie olduğuna inandığı kişinin “hıçkıra hıçkıra ağladığını” duydu. https://www.posta.com.tr/gundem/yapay-zeka-ile-cocuk-kacirma-dolandiriciligi-uzman-isim-uyardi-sesinizi-taklit-edebilirler-2629495 )

Başka bir örnek ise kişilerin sesleri telefonda taklit edilerek insanların dolandırılmaya çalışılmasıdır. Bir dede ve büyükanne, torununun sesi telefonda taklit edilerek dolandırılmıştır. Torunları gibi konuşan yapay zeka, yaşlı çifte torunlarının hapiste olduğunu ve kefalet için nakit paraya ihtiyaç duyduğunu söyledi. Bkz. ( https://www.hurriyet.com.tr/gundem/dikkat-kurbanlarini-yapay-zekayla-degistirilmis-seslerle-tuzaga-dusuruyorlar-dolandiricilara-birkac-cumle-bile-yetiyor-42230764 )

♦ Belki de bir ailenin başına gelebilecek en kötü şey yapay zekanın deepfake teknoloji ile çocuklarının yüzü ve sesi kullanılarak pornografik içeriklere eklenmesi ve sanki çocukları pornografik içerikli filmlerde oynamış gibi şantaj yapılmasıdır. Ya da yapay zeka teknoloji kullanılarak oluşturulan bu cinsel içerikli resim veya videoların porno sitelerine konulacağından bahisle aileler tehdit ediliyor.

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) deepfake yoluyla gasp kampanyalarındaki artış konusunda uyarılarda bulundu. Suçlular, insanların masum fotoğraflarını hazır yapay zeka (AI) araçlarından yararlanarak çıplak fotoğraflara dönüştürüyor ve şantaj yapıyor. Büro, yaptığı son duyuruda, “fotoğraf veya videoları müstehcen içeriğe dönüştürülen” kurbanların sayısında ciddi bir artış olduğundan bahsetti. Hem yetişkinlerin hem de reşit olmayanların yer aldığı videolar sosyal medyada ya da yetişkin sitelerinde dolaşıma sokuluyor.  ( https://www.cumhuriyet.com.tr/bilim-teknoloji/fbi-uyardi-mustehcen-deepfake-videolari-artti-2096819 )

Konun vahametini anlamak ve deepfake teknolojisi kullanılarak nasıl gerçek gibi videolar ve resimler oluşturuluyor göstermek için aşağıya bir örnek bırakalım.

Keira Knightley

(Orijinal fotoğrafın kaynağı: https://www.haberturk.com/en-iyi-keira-knightley-filmi-onerileri-keira-knightley-sevilen-filmleri-listesi-htka-3606844 )

Bu dünyaca ünlü oyuncu Keira Knightley. Bir çok kişi Karayip Korsanları filmi ile tanıyacaktır. Yapay zekanın deepfake teknolojisi kullanılarak Keira Knightley gibi birçok kişinin nasıl pornografik yapımlara eklendiğine bakalım.

   

Neredeyse birebir aynısı pornografik içeriklere entegre edilmiştir. Diş yapısına kadar birebir hazırlanabiliyor.

Diş yapısına bkz.

( Fotoğrafın orijinalinin kaynağı: https://www.usmagazine.com/celebrity-moms/news/keira-knightley-gives-birth-welcomes-2nd-baby-with-james-righton/ )

♦ Deepfake teknolojisi ile artık casusluk faaliyetleri yürütülmektedir. Rus istihbaratı FSB, deep fake (sahte ses, görüntü) teknolojisi kullanarak Ukrayna Başbakanı Denis Şmihal kılığında Baykar Teknoloji Genel Müdürü Haluk Bayraktar ile görüşmeye çalıştı. Ukrayna istihbaratı durumu fark eder etmez Rusların planını suya düşürdü. ( https://www.tgrthaber.com.tr/dunya/deep-fake-kullanan-rus-istihbarati-bayraktari-2849591 )

Rusya devlet başkanı Vladimir Putin’in de deepfake teknoloji ile bir videosu oluşturuldu. Deepfake teknolojisi ile hazırlanan videoda Vladimir Putin sıkıyönetim ve askeri seferberlik ilan etti.

♦ Bütün bu anlatılanlar ile mücadele için Türk Ceza Kanunu’nda yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar da dahil tehdit, şantaj, hakaret gibi suçları düzenleyen maddelere özel hükümler eklenerek caydırıcılık arttırılmalıdır. Bu suçlar ile mücadele etmek için bir yol haritası oluşturulmalıdır. Gerekirse mecliste bu konular ile ilgili bir komisyon oluşturulmalıdır. Başta Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu olmak üzere adli kolluğun görev ve yetkilerini düzenleyen kanunlara yapay zeka teknolojisi kullanarak işlenen suçlar ile mücadele etmek için özel hükümler eklenmesi ve hem MİT’in hem de adli kolluğun bu suç ile mücadele ederken yetkilerinin genişletilmesi ve arttırılması gerekmektedir. Özellikle casusluk faaliyetlerinin engellenmesi için bu yasalar zorunluluk teşkil etmektedir. Bu mücadele yapılırken vatandaşların haklarına zarar getirilmemelidir ve kişilerin özel hayatına müdahale olarak nitelendirilecek eylemlerden de kaçınılmalıdır. Devletimiz bu hususa azami dikkat göstermeli ve bireylerin Anayasa ile teminat altına alınmış kişisel verilerinin korunması hakkı ihlal edilmemelidir.

♦ Dünyada Yapay Zeka İle İlgili Düzenlemelerde Gelişmeler

Dünyada kişisel verilerin ne olduğuna ilişkin iki yaklaşım bulunmaktadır. Biri Amerika’da ortaya çıkan yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre kişisel veri mülkiyet hakkının bir parçasıdır. Kişisel verilerin hayatta bir değeri olduğunu, kişilerin kendi verileri üzerinde kullanma, yararlanma, tasarruf etme hakkı olduğunu savunur bu yaklaşım. Diğer yaklaşım Avrupa’da ortaya çıkmıştır. Buna göre kişisel veri bir insan hakkıdır. Kişisel veri özel hayatın gizliliği, kişilerin özgürlüğü ile bağlantılıdır. Kişilerin şeref ve haysiyeti söz konusudur. Bütün bu yaklaşımlar da göz önüne alınarak Beneficial AI 2017 konferansında, Asilomar Yapay Zeka İlkerleri düzenlenmiştir. Stephen Hawking, Elon Musk, Yann LeCun (Facebook Yapay Zeka Araştırma Direktörü), Ilya Sutskever (OpenAI, Araştırma Direktörü, Kurucu Ortak) gibi insanların da altına imzasını attığı bu ilkelerde yapay zekaya ilişkin etik ve değerler düzenlenmiştir. (Detaylı olarak bkz. https://futureoflife.org/open-letter/ai-principles/ )

Ahlak ve Değerler

Güvenlik: Yapay zeka sistemleri, operasyonel ömürleri boyunca emniyetli ve emniyetli olmalı ve uygulanabilir ve mümkün olduğu durumlarda bu durum doğrulanabilir olmalıdır.

Başarısızlık Şeffaflığı: Bir yapay zeka sistemi zarara neden oluyorsa bunun nedenini tespit etmek mümkün olmalıdır.

Yargıda Şeffaflık: Özerk bir sistemin yargısal karar alma sürecine katılımı, yetkili bir insan makamı tarafından denetlenebilecek tatmin edici bir açıklama sağlamalıdır.

Sorumluluk: Gelişmiş yapay zeka sistemlerinin tasarımcıları ve kurucuları, bunların kullanımının, kötüye kullanımının ve eylemlerinin ahlaki sonuçlarının paydaşlarıdır ve bu sonuçları şekillendirme sorumluluğu ve fırsatına sahiptirler.

Değer Uyumlaması: Yüksek derecede özerk yapay zeka sistemleri, operasyonları boyunca hedef ve davranışlarının insani değerlerle uyumlu olmasını sağlayacak şekilde tasarlanmalıdır.

İnsani Değerler: Yapay zeka sistemleri insan onuru, haklar, özgürlükler ve kültürel çeşitlilik idealleriyle uyumlu olacak şekilde tasarlanmalı ve işletilmelidir.

Kişisel Gizlilik: Yapay zeka sistemlerinin bu verileri analiz etme ve kullanma gücü göz önüne alındığında, insanların ürettikleri verilere erişme, bu verileri yönetme ve kontrol etme hakları olmalıdır.

Özgürlük ve Gizlilik: Yapay zekanın kişisel verilere uygulanması, insanların gerçek veya algılanan özgürlüğünü makul olmayan şekilde kısıtlamamalıdır.

Paylaşılan Fayda: Yapay zeka teknolojileri mümkün olduğunca çok insana fayda sağlamalı ve onları güçlendirmelidir.

Paylaşılan Refah: Yapay zekanın yarattığı ekonomik refah, tüm insanlığın yararına olacak şekilde geniş çapta paylaşılmalıdır.

İnsan Kontrolü: İnsanlar, insanların seçtiği hedeflere ulaşmak için kararları yapay zeka sistemlerine nasıl devredeceklerini ve devredip devretmeyeceklerini seçmelidir.

Yıkılmama: Son derece gelişmiş yapay zeka sistemlerinin kontrolüyle verilen güç, toplum sağlığının bağlı olduğu sosyal ve sivil süreçlere saygı göstermeli ve bunları yıkmalı, iyileştirmelidir.

Yapay Zeka Silahlanma Yarışı: Ölümcül otonom silahlara yönelik bir silahlanma yarışından kaçınılmalıdır.

Yapay Zeka için düzenlenmiş etik ve ahlaki değerleri içeren Montreal Deklarasyonu

Mahremiyet ve mahremiyetin korunması

  1. İnsanların gözetime veya dijital değerlendirmeye tabi tutulmadığı kişisel alanlar, AIS ve veri toplama ve arşivleme sistemlerinin ( DAAS ) izinsiz girişinden korunmalıdır .
  2. Düşünce ve duyguların mahremiyeti , zarar verebilecek AIS ve DAAS kullanımlarından, özellikle de insanlara veya yaşam tarzı tercihlerine ahlaki yargılar dayatacak kullanımlardan kesinlikle korunmalıdır .
  3. İnsanların özel hayatlarında her zaman dijital bağlantının kesilmesi hakkı olmalı ve AIS, insanları bağlantıda kalmaya teşvik etmeden, düzenli aralıklarla bağlantının kesilmesi seçeneğini açık bir şekilde sunmalıdır.
  4. İnsanların tercihleriyle ilgili bilgiler üzerinde kapsamlı kontrole sahip olmaları gerekir. AIS, bireylerin davranışlarını özgür ve bilgilendirilmiş onamları olmadan etkilemek için bireysel tercih profilleri oluşturmamalıdır.
  5. DAAS, veri gizliliğini ve kişisel profil anonimliğini garanti etmelidir.
  6. Herkes, özellikle de bu bilgilerin toplanması, kullanılması ve dağıtılması söz konusu olduğunda, kişisel verileri üzerinde kapsamlı kontrol sahibi olmalıdır. Bireylerin AIS’e ve dijital hizmetlere erişimi, kişisel verilerinin kontrolünü veya sahipliğini bırakmaları şartına bağlanmamalıdır.
  7. Bireyler, bilginin ilerlemesine katkıda bulunmak amacıyla kişisel verilerini araştırma kuruluşlarına bağışlamakta özgür olmalıdır.
  8. Kişinin kişisel kimliğinin bütünlüğü garanti edilmelidir. AIS, bir kişinin itibarına zarar vermek veya diğer insanları manipüle etmek amacıyla kişinin görünüşünü, sesini veya diğer bireysel özelliklerini taklit etmek veya değiştirmek için kullanılmamalıdır.

Özerkliğe saygı

  1. AIS, baskıcı gözetim ve değerlendirme ya da teşvik mekanizmaları uygulayarak bireylere doğrudan veya dolaylı olarak belirli bir yaşam tarzını empoze etmek için geliştirilmemeli veya kullanılmamalıdır.
  2. AIS, baskıcı gözetim ve değerlendirme ya da teşvik mekanizmaları uygulayarak bireylere doğrudan veya dolaylı olarak belirli bir yaşam tarzını empoze etmek için geliştirilmemeli veya kullanılmamalıdır.
  3. AIS, bireylerin kendi ahlaki hedeflerini ve yaşamaya değer bir hayat anlayışını gerçekleştirmelerine izin vermelidir.
  4. İlgili bilgi biçimlerine erişimi sağlayarak, temel becerilerin (dijital ve medya okuryazarlığı) öğrenilmesini teşvik ederek ve eleştirel düşünmenin gelişimini teşvik ederek vatandaşları dijital teknolojiler konusunda güçlendirmek çok önemlidir.
  5. AIS güvenilmez bilgileri, yalanları veya propagandayı yaymak için geliştirilmemeli ve bunların yayılmasını kontrol altına alacak şekilde tasarlanmalıdır.
  6. AIS’nin geliştirilmesinde, dikkat çekme teknikleri yoluyla bağımlılıklar yaratmaktan veya AIS ile insanlar arasında kafa karışıklığına neden olabilecek şekilde insan özelliklerinin (görünüş, ses vb.) taklit edilmesinden kaçınılmalıdır.

Yapay zekaya ilişkin Montreal Deklarasyonu’nun tamamına ulaşın. Bkz. ( https://montrealdeclaration-responsibleai.com/the-declaration/ )

YAPAY ZEKANIN SAVAŞ TEKNOLOJİLERİNDE KULLANILMAYA BAŞLANMASI

• Bugüne kadar yapay zeka gezegendeki insanların çoğunun kişisel verisini alıp işledi. Bu önlemlerden sonra bu verilerin silinmesi, kaldırılması, yok edilmesi dünya gerçekleri ile mümkün gözükmemekte. Bundan sonrası için kendimizi daha iyi korumak ve halihazırda edinilen verilerin kötüye kullanımını engellemek için önlemler alınmalıdır. Bu kısma kadar yapay zeka teknolojisi ile işlenebilecek suçlardan ve genel olarak yapay zekanın kişisel verilerimizin ve özel hayatımızın gizliliğinin korunması hakkını ihlal etmesinden bahsettik. Bu kısımda ise yapay zekanın kötüye kullanılması sonucu insanların yaşam hakkının ihlal edilmesinden bahsedilecek.

• A.B.D., Çin, Rusya gibi savaş teknolojisinde ileride olan devletlerin savaş teknolojisi geliştirme yarışına bir de Avrupa devletleri eklenmiş ve yapay zekanın savaş teknolojilerinde kullanılması için çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. 

• Günümüzün gerçekliği, yapay zekanın bizi sınırları olmayan, insanların dahil olabileceği ya da olmayabileceği ve siber uzay, jeo-uzay ve uzaydaki (SJU) insan ekosistemini anlamanın ve belki de kontrol etmenin imkansız olacağı yeni bir algoritmik savaş alanına doğru götürdüğüdür. Sonuç olarak, SJU’da bir kez aktive edildiğinde, bir insan tasarımcı veya operatör tarafından başka bir müdahale olmaksızın insan ve insan olmayan hedefleri seçebilen ve bunlara saldırabilen bir silah sistemi olan yapay zekanın silahlandırılması fikri büyük korkuya neden olmaktadır.

Yapay zekanın silah olarak kullanılmasındaki hızlı gelişme her alanda kendini göstermektedir: insansız deniz, hava ve arazi araçlarının yönlendirilmesi ve kullanılması, ikincil hasar tahminlerinin üretilmesi, “ateşle ve unut” füze sistemlerinin konuşlandırılması ve personel sistemleri ve ekipman bakımından gözetleme dronlarının, robotların ve daha fazlasının konuşlandırılmasına kadar her şeyi otomatikleştirmek için sabit sistemlerin kullanılması buna örnektir. Dolayısıyla, algoritmalar savaşın giderek daha fazla yönünü desteklerken, bu bizi önemli bir soruya getiriyor: bugünün ve yarının savaşında yapay zekanın hangi kullanımlarına izin verilmeli, kısıtlanmalı mı? Yoksa tamamen yasaklanmalı mıdır?

Kısacası, algoritmalar hiçbir şekilde güvenli değildir; hatalara, kötü amaçlı yazılımlara, önyargılara ve manipülasyona karşı da bağışık değildir. Makine öğrenimi diğer makineleri eğitmek için makineleri kullandığından, eğitim verilerinde kötü amaçlı yazılım veya manipülasyon varsa ne olur? Güvenlik riskleri her yerde olsa da, bağlı cihazlar uzak konumlardan siber güvenlik ihlalleri olasılığını artırıyor ve kodun şeffaf olmaması nedeniyle güvenlik çok karmaşık. Dolayısıyla, yapay zeka diğer yapay zeka ile savaşa girdiğinde (bunun siber güvenlik, jeo güvenlik veya uzay güvenliği için olup olmadığına bakılmaksızın), devam eden siber güvenlik zorlukları insanlığın geleceğine ve siber uzay, jeo-uzay ve uzaydaki insan ekosistemine muazzam riskler ekleyecektir.

Otonom silahlanma yarışı önlenemiyorsa neyin ters gidebileceğini anlamak ve değerlendirmek önemli. Teknolojinin otonom silah sistemlerinin başarılı bir şekilde geliştirilmesine olanak sağlamasının bunu yapmamız gerektiği anlamına gelmediğini kabul etmenin zamanı geldi. Yapay zekayı silah haline getirmek belki de insanlığın çıkarına değildir! Biraz ara verme zamanı geldi. ( Bkz. https://www.forbes.com/sites/cognitiveworld/2019/01/14/the-weaponization-of-artificial-intelligence/?sh=4071fff83686 )

• ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) şimdiden modifiye edilmiş F-16’lara pilotluk yapabilen yapay zeka programlarını test etmeye başladı. Rusya tam otomatik tank benzeri araçları test ediyor. Çin ise yapay zeka tarafından yönetilen askeri sistemlerin geliştirilmesi çalışmalarına hız kazandırdı.

Silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) önümüzdeki yıllarda daha da etkin olacak. Halen erken aşamalarında olan en büyük gizli programlardan biri, ABD Hava Kuvvetleri’nin ‘Yeni Nesil Hava Kontrol’ programı. Bu program çerçevesinde bin adet ‘wingman’ adlı yapay zekaya sahip drone’ların görev yapması ve 200 adet F-35 model savaş uçağına eşlik etmesi planlanıyor.

ABD Hava Kuvvetleri’nden emekli General Charles F. Wald ise bir yorumunda, “Askeri birlik sayısı ikiye katlanacak, çünkü şu anda en büyük sorunlardan biri askere alım olarak karşımıza çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan yapay zekâ destekli yazılımlar, büyük güçlerin karar vermesi için gereken süreyi günler ve saatlerden dakikalara indirecek. Yapay zekaya, stratejik ve taktiksel değerlendirmelerde, hatta nükleer savaşta bile daha fazla kullanılabilir.

Aberdeen Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi Prof. Dr. James Johnson, kaleme aldığı ‘AI and the Bomb’ (Yapay Zeka ve Bomba) kitabında, “2025 yılında Doğu Çin Denizi’nde ABD ve Çin yapay zeka destekli istihbaratlarının dahil olduğu bir nükleer savaş patlak verecek ve yapay zeka destekli turbo robotlar ve deepfake videolar kullanılacak ve sahte askeri operasyonlar gerçekleşecek” yazdı. ( https://www.indyturk.com/node/641121/d%C3%BCnya/yapay-zeka-modern-sava%C5%9Flar%C4%B1-nas%C4%B1l-etkileyecek )

• Çin hava sahasını ve Pasifi Okyanusu’nu yapay zeka teknolojisi ile donatılmış binlerce drone ile kontrol ediyor.

Çin insansız hava aracı sürüsüyle ilgili özellikle ilginç olan şey, Çin’in insansız hava aracı üretimindeki üstünlüğüdür. Çinli üretici DJI, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da kullanılan drone’ların neredeyse yüzde 80’ini üretiyor (ABD yetkilileri yakın zamanda bu robotların kullanıcılarından veri çalabileceği konusunda uyardı). Böylesine sağlam bir üretim üssü, Pekin’i çok sayıda küçük saldırı uçağı üretme konusunda güçlü bir konuma getiriyor.

Çin’in Global Times gazetesine göre, insansız hava araçları yapan Guangdong merkezli Zhuhai Ziyan şirketinin bir açıklamasına göre, “Çin’in yurt içinde geliştirdiği, patlayıcı havan mermileri, el bombası fırlatıcıları ve makineli tüfekler taşıyan helikopter insansız hava araçları artık sürüler oluşturup koordineli saldırılar gerçekleştirebiliyor.” hava araçları. Sistem yakın zamanda düzenlenen bir Türk savunma fuarında da sergilendi.

Global Times, “Tek bir düğmeye basıldığında drone’lar otonom olarak havalanabiliyor, havada çarpışmayı önlüyor ve belirlenen hedefe giden yolu buluyor” dedi. “Saldırı emri aldıklarında, koordineli bir şekilde otonom olarak hedefe saldıracaklar. Bir görevi tamamladıktan sonra sistem, dronları üsse geri götürecek ve otomatik olarak inecektir. Drone’lar uzaktan kolayca kontrol edilebildiği için operatörün kendisini tehlikeli bir cephe hattında göstermesine gerek yok.”

Yapay Zekanın gruba rehberlik etmesi ve koordine etmesiyle on adede kadar helikopter bir sürü halinde toplanabilir. Global Times, “10 drone, yakınlarına patlayıcı havan mermisi atabilenler de dahil olmak üzere farklı tiplerin bir kombinasyonu olabilir, diğerleri ise el bombası fırlatıcıları taşıyabilir veya intihar saldırıları gerçekleştirebilir” dedi. ( https://nationalinterest.org/blog/buzz/forget-stealth-fighters-or-aircraft-carriers-china-will-beat-america-62987 )

• Rusya, robot özerkliği ve yapay zeka gibi teknolojileri keşfetmelerine yardımcı olan tank benzeri bot üzerindeki araştırmalarını tamamladı.

Marker, bir tanka silah olarak olmasa da biçim olarak benzeyen, mürettebatsız bir kara aracıdır (UGV). Ve tıpkı bir tank gibi, üzerine bir dizi sensör ve silah eklenebilen paletli bir platforma sahiptir. Bunlar arasında makineli tüfeklere ve tanksavar füzelerine sahip bir taretin yanı sıra insansız hava araçlarını fırlatabilen bir kasa da yer alıyor.

Android Technologies tarafından Rusya’nın DARPA benzeri olan Advanced Research Foundation için üretilen Marker, en azından 2019’dan beri gösterilerde kullanılan bir vitrin aracı. Bu 2019 gösterisinde, Marker’ın tareti bir piyade gözcüsünün tüfek dürbününün hareketlerini takip ederek bir insanın aracın silahını uzaktan hedefleyebileceğini gösteriyordu. Daha da gösterişlisi, Marker 15 küçük quadcopter drone ile birlikte hareket etti.

Devlete ait haber ajansı RIA Novosti’nin son haberine göre Android teknolojileri başkanı Yevgeny Dudorov “Marker üzerindeki çalışmaları tamamladık” dedi. “Bunun bir parçası olarak, bir dizi teknoloji üzerinde çalıştık, ama en önemlisi, yer tabanlı robotik cihazların otonom grup etkileşimi teknolojisi.” ( https://m5dergi.com/defence-news/russias-marker-robot-is-a-testbed-for-its-next-gen-military-tech/ )

• İsrail Gazze uçurtmalarını ve balonlarını engellemek için otonom drone sistemini kullanıyor.

Beersheba merkezli RoboTiCan tarafından geliştirilen GOSHAWK, insan girdisine ihtiyaç duymadan havadaki yangın çıkarıcı tehditleri tespit edip etkisiz hale getiriyor. ( https://www.timesofisrael.com/idf-using-autonomous-drone-system-to-intercept-gaza-kites-balloons/ )

• Bu konuda yüzlerce örnek vermek mümkündür.

♦ Neler Yapabiliriz?

• Dünya devletlerinin bu konuda alması gereken önlemler vardır. Bu ütopik bir düşünce olsa da yapay zekanın savaş teknolojisinde kullanımına sınırlamalar getirmektir. Yapay zekanın uluslararası denetlenmesi ve bu denetleme kurumların geliştirilmesi gerekmektedir. Tıpkı nükleer silahların sınırlandırılması için imzalanan uluslararası antlaşmalar gibi. Her türlü mayının yapılmaması için her türlü merminin kullanılmaması (insanın içinde iki kez patlayan) için getirilen kurallar gibi yapay zekanın kullanımının da  bu şekilde denetlenip sınırlandırılması gerekmektedir. Örneğin nükleer enerji ile vücudun içindeki hastalıklar tespit edilebilirken aynı enerji ile kitle imha silahı yapmak da mümkün. Bunun gibi yapay zekanın da iyi yönlerinin kullanılması için çalışmalar, denetlemeler, sınırlamalar yapılmalıdır. Dünyanın da yapay zekayı uluslararası kontrol edecek bir sisteme gitmesi gerekmektedir. Dünya devletleri yapay zekanın yayacağı kötülükleri asker gibi sınır duvarları gibi fiziki şeylerle engelleyemez. Uluslararası işbirliği elzemdir. Covid zamanı devletler nasıl kendi başına bu virüsle başa çıkamadıysa yapay zeka ile de tek başına başa çıkamaz.

• Devletimiz de en azından yapay zekanın uluslararası denetlenmesi, bu denetleme kurumların geliştirilmesi, yapay zekanın savaş teknolojilerinde kullanımın sınırlandırılması için diğer dünya devletlerine teklifler yapması, uluslararası işbirliği için çağrıda bulunması, saldırmazlık paktı gibi yapay zeka savaş teknolojilerini birbirlerinin üzerinde kullanılmamaları için paktlar imzalaması gerekmektedir.  Birleşmiş Milletler, NATO, G20 gibi zirvelerde bu konulara değinilerek dünya devletlerinin bu denetleme kurumlarını oluşturması için faaliyet yürütmelidir. Maalesef ki dünya gerçekleri göz önüne alındığında Çin, Rusya, A.B.D., İngiltere gibi devletleri bu konuda antlaşmaya razı etmek imkansıza yakın duruyor. Bu yüzden devletimiz de hem kendi hem de dünya vatandaşlarının temel insani haklarına zarar getirmemek koşulu ile yapay zeka savaş teknolojilerine karşı olası savunma mekanizmalarını geliştirmelidir. Aksi durumda diğer emperyalist devletlerden bir farkımız kalmayacaktır. Devletimiz yapay zeka savaş teknolojilerinin sınırlandırılması, savaş teknolojilerindeki rekabetin sınırlandırılması için yapay zekanın ilerlemesindeki etik ve ahlaki değerleri belirlediği bir deklarasyonu diğer dünya devletlerine bildirmelidir.


Kişisel Verilerin Korunması hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak isterseniz bkz. https://avfurkanpatir.com/konu/kisisel-verilerin-korunmasi-hukuku/


yazar:

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir